Nafaka Hukuku

Nafaka Artırım Davası Nasıl Açılır? Şartları ve TÜFE Hesaplaması

Av. Aydın Aydar
2 Temmuz 2026
12 dk okuma
Özet

Nafaka artırım davası, değişen ekonomik koşullar, enflasyon veya tarafların mali durumlarındaki farklılıklar nedeniyle yetersiz kalan nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için Aile Mahkemesine açılan bir davadır. İştirak veya yoksulluk nafakasının artırılabilmesi için önceki kararın kesinleşmiş olması ve tarafların ekonomik dengesinde köklü bir değişiklik yaşanması şarttır. 2026 yılı uygulamalarında mahkemeler, artırım oranını belirlerken TÜİK tarafından açıklanan TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) 12 aylık ortalamasını ve hakkaniyet ilkesini esas almaktadır.

Av. Aydın Aydar

Av. Aydın Aydar

Yazar

İstanbul Boşanma Avukatı • 35+ Yıl Deneyim

1986 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İstanbul Barosu (Sicil No: 15051). Vakıfbank ve İmar Bankası Baş Hukuk Müşaviri, Hedef Alliance Holding Hukuk Direktörü. "Boşanma Avukatı Aydın Aydar'ın Anıları" ve "Anlaşmalı Boşanma Davası" kitaplarının yazarı.

Sıkça Sorulan Sorular

Türk hukuk sisteminde kural olarak bireylerin kendi davalarını açma ve takip etme hakkı vardır, avukat tutmak yasal bir zorunluluk değildir. Ancak nafaka artırım davaları; delillerin toplanması, harç hesaplamaları ve HMK usul kurallarına sıkı sıkıya bağlı süreçler içerdiğinden, usul hataları nedeniyle davanın reddedilmemesi için bir avukatla çalışılması şiddetle tavsiye edilir.

Kanunda nafaka artırım davası açmak için belirlenmiş kesin bir süre sınırı yoktur. Ancak Yargıtay uygulamalarına göre, olağanüstü bir ekonomik kriz veya çok ekstrem bir durum değişikliği yoksa, kural olarak önceki kararın kesinleşmesinin üzerinden en az 1 yıl geçmesi beklenmektedir.

Nafaka yükümlüsünün sadece kağıt üzerinde işsiz görünmesi nafakadan kurtulması veya artırımdan muaf olması için yeterli değildir. Mahkeme, kişinin çalışma kapasitesini, yaşını, gizli gelirleri olup olmadığını ve malvarlığını araştırır. Eğer kişi çalışabilecek durumda olup kasten çalışmıyorsa, yine de asgari bir nafaka artışına hükmedilebilir.

Evet, iştirak nafakası bağlanan müşterek çocuğun devlet okulundan özel okula geçmesi, eğitim giderlerinde ciddi bir artış yaratacağı için haklı bir nafaka artırım sebebidir. Ancak bu durumda, özel okul kararının her iki ebeveynin ortak onayıyla mı alındığı veya çocuğun yararına zorunlu mu olduğu hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilir.

Kural olarak nafaka artırım davasında nihai karar verilene kadar eski nafaka ödenmeye devam eder. Ancak dava dilekçesinde, davanın uzun süreceği ihtimali ve mağduriyetin büyüklüğü belirtilerek 'dava süresince geçerli olmak üzere tedbiren artış' talep edilebilir. Hakimin bu talebi kabul etmesi halinde ara kararla geçici bir artış yapılabilir.

Nafaka yükümlüsünün yeniden evlenmesi ve yeni çocuklarının olması, onun mali yükünü artıran bir durumdur. Bu durum, nafakanın tamamen kaldırılmasına veya düşürülmesine doğrudan sebep olmaz, ancak mahkeme sizin açacağınız artırım davasında bu yeni mali yükü hakkaniyet çerçevesinde dikkate alarak daha düşük bir artış oranı belirleyebilir.

Eski tarihli kararlarda ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) yazsa dahi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince bu artışlar artık TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) 12 aylık ortalamasına göre yapılmalıdır. ÜFE oranında icra takibi başlatırsanız, karşı taraf şikayet yoluyla icra takibini iptal ettirebilir.

Kanunlarımızda nafakanın asgari ücretin veya maaşın belirli bir yüzdesi (örneğin %25'i) olması gerektiğine dair matematiksel bir oran veya kural yoktur. Nafaka; tarafların gelirlerine, giderlerine, çocuğun ihtiyaçlarına ve yoksulluk durumuna göre hakimin tamamen serbest takdiriyle TL cinsinden maktu olarak belirlenir.

Eğer anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakasından açıkça feragat etmişseniz, daha sonra maddi durumunuz bozulsa dahi yeniden yoksulluk nafakası isteyemez ve artırım davası açamazsınız. Ancak iştirak nafakası (çocuk için) kamu düzeninden olduğundan, iştirak nafakasından feragat edilmiş olsa bile sonradan çocuk için iştirak nafakası talep edilebilir.

Evet. Aile hukuku davalarında kural olarak boşanma, velayet, soybağı gibi kişiselliğe sıkı sıkıya bağlı kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Ancak nafaka kararları (ve artırım kararları) eda hükmü içerdiğinden istisnadır ve yerel mahkeme kararı (gerekçeli karar) yazılır yazılmaz, kesinleşmesi beklenmeden icraya konularak tahsil edilebilir.

Nafaka artırım davası açarken mahkeme harçlarını ve gider avansını ödeyecek maddi gücünüz bulunmuyorsa, muhtarlıktan alınacak fakirlik belgesi, e-devletten alınan SGK ve tapu dökümleri ile mahkemeden 'Adli Müzaharet' (Adli Yardım) talebinde bulunabilirsiniz. Kabul edilirse yargılama harçlarından muaf tutulursunuz.

Evet açılabilir. Nafaka yükümlüsü yurtdışında yaşıyorsa, yetkili mahkeme yine Türkiye'de sizin yerleşim yeri mahkemenizdir. Ancak tebligatların yurtdışına yapılması (istinabe) gerekeceğinden, Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılan tebligat işlemleri davanın süresini oldukça (1-2 yıl kadar) uzatabilmektedir.

Eğer davanızı bir avukat (vekil) aracılığıyla takip ediyorsanız, duruşmalara bizzat katılmanız zorunlu değildir; avukatınız sizi temsil eder. Ancak davanızı avukatsız olarak kendiniz açmışsanız, duruşmalara katılmak zorundasınız. Aksi halde dosyanız işlemden kaldırılır ve hak kaybına uğrarsınız.

Evet, Türk Medeni Kanunu'na göre iştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurduğunda (ergin olduğunda) yasal olarak kendiliğinden sona erer. Eğer çocuğun eğitimi devam ediyorsa, çocuğun bizzat kendisi nafaka yükümlüsü olan ebeveyne karşı 'Yardım Nafakası' davası açmalıdır.

Evet. Nafaka artırım davasında mahkeme, tarafların mali durumlarını ve enflasyon oranlarını hesaplaması için dosyayı mali müşavir bir bilirkişiye gönderebilir. Gelen bilirkişi raporunun hatalı, eksik veya sizin aleyhinize yanlış hesaplamalar içerdiğini düşünüyorsanız, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde rapora detaylı bir şekilde itiraz edebilirsiniz.

Okuyucu Soruları

0 soru yanıtlandı

Soru Sorun

Sorunuz moderasyon sonrası yayınlanacaktır.